9 Aralık 2011

hakuna matata

Yani ben öyle bir varlığım ki hiç derdim tasam yok manasında.Ve arkadaş bunu diyen varsa gelsin kendisine en layığından karamelli muffin ısmarlayacağım söz ki söz. Ah o gemide bende olsaydım diye aheste aheste gezdindiğim o zavallı, boş ama kıymetini bilmediğim yıllarım şimdi kalksanız gelseniz sizi başımın tacı eder valla da bırakmam hiç bir yere. Şimdi boş geçen ama sıkıntıyla dolu bu günlerim yüzünden her saçımı taradığımda kel kalma korkusu yaşıyorum ve yoruldum inanın. Tek derdim; herhangi bir derdimin olmamasıydı back in time that lovely,selfish time of mine. Ahh anılar... O güzel zamanlarım da kafama taktığım saçma şeyler şimdi aklıma geldikçe daha da dertleniyorum.Allahım ben salak mıyım dertlenmek derdim; dertlenmemek derdim;dertlendiklerim ve dertlenmediklerim bile derdim olmuş.O kadar çok dertten bahsettim ki adımı unuttum.
Sıkıntı,tasa, keder hepsi geçeerrr bize kaaar kalan nedir bu dünya da?? tabiki de Deniz Seki'nin de dediği gibi bize bir halt kalmıyor değil.Bize kalan sevgili yoldaşlar kutularca ilaç, yenmiş çikolata paketleri, pişirilmek için alınan ama yenmeyen yiyecekler ve tabiki de kutulaaaaaaarca bitmiş peçete.
Evet bizim böyle bir huyumuz var dert kelimesini duyunca bile gözlerimiz doluyor ve eminim yukarda ki aşırı 'dert' tekrarı sebebiyle şu an hıçkırıklar içindesinizdir ...
Ama size sırrımı söyleyeyim artık sadece gülümsüyorum;gerçekliğine inanmasam bile gülümsüyorum ve inanın bir kaç gün sonra o sahtelik hissi uçup gidiyor,deneyin sizde :)
kisses

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder