7 Aralık 2012

i heart you


  Bence her şeyi çok yanlış anlıyoruz; karıştırıyoruz  Arkadaşlarım Melane ve Nadine; ellerinde Lilian gibi kocaman kalpleriyle geziyorlar. Kalplerini saklamak, korumak yerine herkesin görebileceği ve zarara uğramaya açık şekilde önlerinde gezdiriyorlar. 
  Çünkü sevmek sevilmek istiyorlar. Kendim dahil bütün kadın kısmısına bir öz eleştiri biz bence; sevgilerimizi hazırlamış birilerinin üstüne püskürtmek için heyecanla bekliyoruz. Önümüze biri çıksın; mümkünse biraz şöyle biraz böyle olsun; azıcık da şundanı olsun diye bekliyoruz kollarımıza almış sevgi dolu kalplerimizi. Bu biraz korkunç gibi gelebilir kulağa ama ben bu kadar kötü olduğunu düşünmüyorum. 
   Karşımız da ki kişiyi biz sevmeye hazır çıkıyoruz yola, önümüze kasis, tümsek ve veya çukur bile çıksa; çilekeş analar gibi çilemdir ahh ahh modunda çekiyoruz başımıza geleni .
  Ah keşke her kadının karşısına böylesi bir adam çıksa... (bu kulağınıza hiç de garip gelmedi değil mi?? hatta ahh diye iç çekişinizi duydum gibi bile geldi bir an bana !) 
  Size diyeceğim o ki ; eliniz de ne var saf sevginizden başka ?? Tabi ki de hiçbir şey. E o zaman bir zahmet azıcık milletin önüne atacağınıza ya sakının ya da alın başının üstüne koyun sevdiceğiniz. Bakın bakalım sıcacık kalbiniz yerlerde mi  yoksa kafalar alçak gelmiş ellere alınıp daha mı yükseklere çıkarılmış ... 



6 Aralık 2012

parisian olmak ya da olmamak

   Sanırım büyük bir ikilemin içindeyiz Nemoyla. Ama gariptir ki hiç endişemiz yok; sanırım birbirimize sahip olduğumuz için.
İlginç bu hayatta kime güvenebilirsin ki derler ya sanırım insan hayatta sadece eş'ine güvenebilir. Eşten kastım evlendiği kişi değil, her anlamda hayatta ki dengi.

  Nemo geçen pazar Paris'e gitmişti iş için, devlet işleri. Gitmeden önce acaba yurtdışında mı yaşasak, olur mu ki diye konuşuyorduk. Gittiğinin 3. günü 'burada bir açık pozisyon var beni önerin diyeyim mi? ' demek için aradı beni. Söyle dedim bende büyük bir rahatlıkla. Ne yalan söyleyeyim ben Fizan a dese giderim; hem Nemo ya olan güvenimden hemde ben zaten ailemden uzağım bana her yer uzak  

Parismiş Newyorkmuş fark etmiyor.
Ben Paris kadar aşk doluyum Nemo'ma...
O nereye ben oraya...

21 Kasım 2012

belibon

  Belibon benim minik öğrencim Eren'in bir kavanoz bonibonu görünce sevinçten verdiği 'Aa BELİBOON' tepkisiyle en sevdiğim kelime oldu. Çoğu sosyal platformda artık kullanıcı adı olarak belibonu kullanıyorum, hatta ve hatta kedim falan olsa kesin adını belibon koyardım :)
  Sınıfa götürdüğüm bu belibonlar sayesinde çocuklarımın karakterlerini de bir nebze anlamış oldum. (ne kadar  akademik bir cümle oldu)
  Bazı bebeler her defasında aynı renk belibonu ısrarla isterken bazı bebeler de her defasında yeni bir renk denemek istediler, genelde bu tercihleri yapanlar erkek öğrenciler oldu yani sarışın olsun abi; esmer severim ben gibi bir muhabbetin ana sınıfı ortamında vuku bulmuş hali olabilir bu durum.Alın size kazanım işte; illa çocuklara her şeyden bir şey bulup kazanım çıkaracak halimiz yok ya al işte kendime yontuyorum var mı ??
   Neyse konuyu bulandırmadan devam edeyim. Bu tarz tercihleri hiç yapmayıp belibon aldığına sevinen kız ev erkek bebelerim de oldu fakat dikkatimi çeken kız öğrenciler bir kere bile tercih yapmadılar, değişiklik istemediler ve yemem demediler.Bilmem anlatabildim mi?

20 Kasım 2012

titrerim mücrim gibi ...

Ankara da aşık olmak ne zor imiş. Sevdiceğinin peşinden dağları bayırları aşıp geliyorsun şu yaban ellere; ananı bubanı bacını gardaşını arkada bırakıyorsun. E mutlu oluyorsun yalan değil. Normalde banane ya ben gitmem markete diyen sen mutlu mutlu evinin alışverişini yapıyorsun ! hey hat! Duyun analar, duyun babalar evlat dedikleriniz koynunuz da yılaaan tiilililil!!
Ah ah evden araba yoksa sokağa çıkmayan sen dolmuş otobüs hatlarını öğrenirken hiç zorsunmaz oluyorsun; ne garip.
dün yine hiç bilmediğim Ankara sokaklarını öğrenmek için çıktım evden dışar;ı azıcık kayboldum, azıcık dondum; mücrim gibi titreyerek döndüm eve ve hastayım ölüyorum ..!

Ankara benim için kat kat giyinmeme rağmen donduğum ama Nemo işten eve gelince ısındığım memleket oldu. Dün ne var ne yok giydim kat kat, uçmasın diye saçlarımı şu ablamızın yardımıyla topladım perfect bir bun oldu gerçekten sonra da klasiktir benim için saçımı her topladığımda kulağıma iri küpe takarım bu koton yıldızlarımı taktım ha birde yeni  ve süper arkadaşım Rainbow'un katkılarıyla golden rose un gold rengiyle french yaptım yapabildiğim kadar.
Benim birde instagramım var orada ki takip ettiğim insanlar sayesinde Ankara da dükkanlar öğrendim ve öğreniyorum, Canı bakmak isteyenler için buyurunuz linki;  http://instagram.com/belibon
Belibon çünkü kısmını da bir sonraki yazıda anlatacağım!
canım kendine iyi bak öptüm çüüüsss


14 Kasım 2012

çikolata; canımsın




çikolata yemekten kafayı bulmak istiyorsanız buyurun; brownie tarifine.

zaman dediğin su olmuş ...



Tam tamına bir sene olmuş yazmaya başlayalı :) ne yazık ki yeni evim güneş ışığına hasret olduğundan fotoğrafların renkleri iyi çıkmıyor. evin iki odası sınıfta kaldı yarın değişik saatlerde diğer odaları da denemek niyetindeyim.
bir sene olmuş hissettiklerim paylaştıklarım paylaşacaklarım değişmiş ama tutkularım hayallerim değişmemiş . Ne mutlu gerçekleşenler ve gerçekleşmeyenler hala benimler ve benimleler :)

neler oldu neler

  Hayatımın en garip on dakikasını yaşıyorum şu an. Upuzun zamandır yazı yazmadığım bu blogu aklımdan çıkarmışım. Bugün mutfakta yine bir takım denemeler yaparken içimden yazmak geldi. Geçtim masa başına uzun bir uğraştan sonra blog a giriş bilgilerimi (unuttuğum için) yeniledim açtım boş sayfayı. Derken bir şey dürttü ilk yazdığım yazıyı açtım; ne zaman başlamıştım yazmaya derken baktım bugün!! Hem de bu saatler de ilk yazımı yazmışım yani tam bir sene olmuş !!
  Bu bir sene de neler oldu neler...
  Derdimi anlatacak kimsem olmadığından yazmaya başlamışım sonraları dertlerim azalmış ama anlatacaklarım bitmemiş yazmaya devam etmişim. En son 1 ağustos da evlendikten 29 gün sonra özlediklerim uğruna yazmışım yani içimi kemiren üzüntülerim olduğunda yazmakmış benim elimden gelen ama artık hayatım değişti, mutlu , umutlu ve tasasız bir ömür sahibi oldum. ve daha neler oldu neler...
evlendim; Adana hayatım bitti artık Ankara da yaşıyorum. çalışmaya başladım. Her şey hızlı ama bir o kadar da yavaş ilerledi.
  Cafe fernando blogunun yazarı Cenk Bey' in tarifi muzlu kek fırında pişerken bende bir şeyler paylaşma zamanıdır diye düşündüm.
 Birinci yılımı kutlamak için yaptığım muzlu kek pişti, buyurun;

 ben bir yandan kekimi yerken bir yandan da bu seneyi hatırlamaya çalışacağım şimdi arkamdan birde birinci yıl yazısı gelecek :) bu seneye hızlı girelim zira yazacak daha çook şey  var gibi :)


efenim henüz sadece tıklarla yaşayan bloguma yorumlar bırakan olursa zevkle okurum belirtmeden geçemeyeceğim :)

esenlikler dilerim ...

1 Ağustos 2012

karnım aç

hayat ne kadar hızlı değişti benim için.Bir sabah Adana da yaşıyorken o akşam Ankara'ya taşınmış oldum. Evlendim ama sanki hala annem gelecekmiş gibi evi topluyorum, babam gelirse diye dolapta hep soda var.
kardeşlerim gelecekmiş gibi yemek yemek için onları bekliyorum.
karnım aç, bekliyorum; gelsinler de birlikte yiyelim diye ...

24 Haziran 2012

balayı dediler geldik

Büyükada... Ah ne güzeldi ne hoştu; tatil değil ömür geçer gider orada anlayamaz insan.
Havası güzel,neşesi güzel,mis at kokularıyla geçen fayton yolculukları,yediğimiz harika dondurmalar ve 1,5 saat süren enfes vapur yolculukları bütünüyle keyif idi. Herkese şüphesiz gidin diyebileceğimiz bir butik otelde kaldık, dalga sesleri martı çığlıklarına karışıyor ninni gibi uyutuyordu.
Ah ne güzeldi ada, İstanbul gezilerimiz ne keyifti anlatamam.
Kaldığımız harika otelin linki efendim;  http://www.ayanikolabutikpansiyon.com/

3 Mayıs 2012

ama kına kokar!

Ve geldik bir güzel ananemize daha...
İnanın zorlandığım anlardan daha çok rahattım, tasasızdım, umursamazdım bütün bu süreçte.
En en başta isteme kısmında sadece çok gergin ve telaşlıydım.Fakat sonra işler değişti,bir cıvıklık geldi üstüme çöreklendi.Bana alışverişe gidip havlu,nevresim almaktan başka bir şey kalmadı,aynen de öyle yaptım gittim hop ondan hop bundan aldım.Şimdi gidişimi gözyaşlarına boğmak için sıra geldi kına yakmaya.Kına kısmında beni tek enterese eden kına kıyafetim ve kınayı yakmaktan nasıl kurtulacağım. O dillere destan kokusu şimdiden burnumu sızlatıyor.
Kınanın evde olacak olması ve ve lavaboya en yakın yerde kınayı yaktırmak şu an ki planım :) (ehehhe)
ağlama odaklı bir düğün etkinliğinin kim tarafından bulunup etkinlik haline getirildiğini merak ediyorum gerçekten;güvensem vikipediyaya sorardım ama uzman bulup sormak lazım.
uzundur blog yazıları kafamda oluşsa da evliliğime saklıyorum yeni yazıları.Daha farklı açılardan olaylara yaklaşmak gerektiği kesin çünkü her tartışmada laf ayrılığa gelirken sevgililikte;boşanmaya getiremezsin evlilikte.
ki sevgililik ömrümüzde ayrılık laf etmedik biz (bununla da hiç övünmem;doğrusu bu olmalı çünkü)
neyse nişan fotoğrafları çıksın ayakkabımı falan koymayı düşünüyorum evlilik sürecim sadece aşırı rahatlıkla geçtiğinden verebilecek akıllarım,tavsiyelerim yok ha tek diyebileceğim kasmayın,gerilmeyin karşılıklı anlayışla cillop gibi gidiyor her şey ama ben kalabalıkta alışveriş yapmayı falan hiç sevmem yüzüm istemsizce asılır,gerilirim (çocukken kiloluydum alışveriş işkenceydi zaten hep kendimi güvensiz hissederim kalabalıkta falan) bunu yapmayın işte ama ister istemez de yaparsınız çünkü bir şeyler istemek zor be anacım.

25 Nisan 2012

başlayabilmektir her toplanmanın sonu.

seni sevdiğimdendir gelirim ben bu yere diyor Birsen Tezer; gerçekten başka hiç bir sebep yok.Seni sevdiğimden sadece.En gerçek; en önemli sebep.Umarım hayat boyu bunu başına kakmam.
Sen belki de beni bitiren beni başlatan olacaksın.Yepyeni hayatım yeşillikler içinde bembeyaz umutlarla başlayacak.
ahh bırakıp gitmek ne zor; hayatımın çoğu ayrılık olmasına rağmen; geride bırakmak, bırakılmak hep en büyük korkum olmuştur.
Umuyorum ki seninleyken herkes yanımda olacak.
bugün kitaplarımı toparladım,raflar bomboş şimdi,gözüm takıldıkça içim sızlıyor.Ait oldukları yere gidecekler 20 gün içinde oldukları yeri bırakıp.
azar azar yok oluyor yaşadıklarım sanki...

19 Nisan 2012

home sweet ho... (ZZzzzzz...)

Bu aralar motivasyonum düşük; bu yüzden yazamıyorum aslında yazmak için heyecanlanıyorum da ama bir taraftan da hevessizim.
Yazı yazmak güzel ama konuşmak daha güzel sanki yazmaktan.Bilemiyorum...
Mobilya almaktan,perde seçmekten,duvar rengine karar vermekten yorgun düştüm.Ev kurmak zormuş gerçekten.
Bu süreçte karşılıklı anlayış çok önemli,makul ölçüde istekler sayesinde taht kurulan gönüller paha biçilmez oluyor,gelinlikten kıymetli, düğünde ki canlı çiçekten önemli oluyor.En son evet'leri söyleyip kocaman bir aileye daha sahip olabilmek varken; ay ben gül isterim karanfil olmaz derseniz inanın düğününüzde gül bahçeleri olsa ne fayda ...
Ben her konuda o kadar rahat ve mutluyum ki; bunu inanın hiç bir düğüne değişmem.
Motivasyonum düşüklüğü ise yorgunluktan sebep...

27 Mart 2012

aynı yastık kavramı

yeni heyecanlar,içinin kıpırdaması, karnını ağrıtan o mutluluk,herşeyin incecik bir ipe bağlı olması,sürekli temkinli davranmak,adeta kendini prenses sanmak ...
işte bütün bunlar bir ilişkinin en berbat ama en taze zamanları,çünkü hepsi ilk aylarda yaşanabilecek şeyler.
gerçi itiraf edeyim ben hala çoğunu hissediyorum :p
Allaha bin şükürler olsun ki kurtuldum o flört denen aşamadan ve artık bir yastık safhasına doğru emin adımlarla ilerliyoruz.Bundan sonra sevdiceğim yanıbaşımda;elinde bir kase dondurmayla oturmuş ben dizi izlerken o Four Four Two okuyacak bende içimden şarkılar söyleyerek bu mutlu anı sindire sindire yaşayacağım.Endişesiz,gerilimsiz,kenarda köşede,zamansız ve sınırsız seveceğim,sevileceğim. O LA LA!

26 Mart 2012

çok kaptırdık


nişandı ,yüzüktü pastaydı derken hayatın asıl amacını es geçtiğimi farkettim ve anında u döndüm nişandan birgün önce gelen ani 'dank' sayesinde bütün nişan stresimi sindirdim ve carpe diem tadında bir gün olsun diye güldüm eğlendim,kuaföre çok geç gittim,elbisemi giymeye terziye 10 dakikalık yolu yarım saatte gittim ve makyajım tahminlerimden çok uzakta birşey oldu ama yeminlen diyorum süper eğlendim,güldüm hop diye bitti gitti.
Arkadaşlarım sağolsun günümü şenlendirdiler dağları yolları aştılar geldiler;varolsunlar.
evet artık nişan teranesi bittiğine göre bloguma kaldığım yerden ilişkilere olan bakış açımı yazarak devam etmek istiyorum.
arada bir düğün detayı geçerim o kadar.
parmağında yüzükler kolunda bilezikler yeni theme song'umdur duyrulur

19 Mart 2012

nişan var a dostlar

cumartesi günü nişan kordelamızı kesecekler,düğün kadar gereksiz birşey varsa o da nişan arkadaş.Tamam anladık istiyorsunuz veriyorlar söz deniyor evlensinler diye anlaşılıyor da daha hala ne demeye nişan yapılıyor anlayamadım. Yani söz yeterince bağlayıcı değil mi ki?
Bu işin en karlı kısmı alınan nişan kıyafeti.Gelin kısmı çok şanslı arkadaş,validen iyiyse su gibi harcıyor gık demiyor daha da al diyor.Bu harika ötesi bonkörlüğü babam yapsa kartların limitini ağlatırım ama kayınvalide ne kadar bonkörse gelin o kadar az almalıymış;zaten ben utanır sıkılırım alamam ki yinede aldım ama alacağımı.
damat beylerin ne kadar fos olduğundan bahsetmiştim inanın daha da fosuduruklar. Ben vallahi sakin kafa dinleyip uyuyabileceğim bir balayına gidene kadar buraya yazacak fırsatım olmayacak gibi.beni arayan çeyiz dükkanlarında nevresimlerin havluların arasında bulabilir.
yakında aşırı taşlamalı bir yazıyla görüşmek dileğiyle efenim,esen kalın nişan sonra fotoğraflarla şenlendircem burayı da :) öptüm baay!!

7 Mart 2012

yer misin, yemeyecek misin !!!

düğün dediğin 5 yaşında planlamaya başlasanda bitecek bir dert değilmiş anladım.Ben ne istediğimden ne kadar eminsem sevgili Nemo o kadar belirsiz. Önce düğün falan umurumda değil derken; şimdi şu şöyle olmasın yaa dediğim anda ama ben öyle istiyorum benim fikirlerim önemsiz mi diye tartışmaya başlıyoruz. Kendisinin tek derdi takılacak altınlarken şimdi yenecek yemeğe falan karışmaya başladı ki yarep sen bana yardım et. Dünyada düğün nedir bilmeyen biri varsa o da Nemo' dur eminim.
Adama anlat babam anlat artık ben tiksindim of ya istemiyorum birşey yeminlen nikahı kıyıp oturalım diyorum ama onu da yapamıyorsun çünkü mürvet bekleyen anneler babalar var.
kısaca gelin namzetleri direk kayınvalide ile çözün işinizi derim damatlar fos.
öperim ellerinden anneaam

26 Şubat 2012

ah benim söyleyemediklerim

çaresizce bekliyorsun işte,artık üzülmüyorsun hatta umurunda bile olmuyor,aklına geliyor sadece işte buydu zaten beklediğim diyorsun.
benim anladığım kime ne diyeceksen zamanın de; içinde tutuğun laflar dağ olup birikince artık alttan birini çekip söyleyeyim desende yapamıyorsun enkaz altında kalmak var çünkü.
şu kısacık ömrümde ben kimden ne olur anlayamamışım, acayip isterdim insan sarrafı olayım; hoop diye eleyeyim işime yaramayacakları.
amma velakin öyle olamadı işte.
verdiğin kadar alırsın lafı da yalanmış,bunu diyene fuck off diyorum bir tarafına yerleştirsin bu lafı.
ayyhh ne yazdım; ne anladınız; ne anlatmaktı derdim, anlayamadım ben ya!
kıssadan hisse zaman zaman içinden geçenleri kendine saklarsın ya karşında ki üzülmesin falan diye; hah işte onu yapmayacaksın arkadaş! kim olur olsun söyleyeceksin kelamını varsın o düşünsün gerisini.
şimdi o söyleyemediklerim bana düşman oldu,ağzımın dilimin ve parmaklarımın ucundalar ama ben tuttum tutacağım kadar az daha zamanım var sonra seyreyleyin cümbüşü.
ha unutmadan yazıyı üstüne alınanlar; bundan sonrası, herkesin kendi bireysel çalışmasının sonucu olarak şekillenmiştir,doğurduğunuz sonuçlar için başkasını değil kendinizi suçlayınız tabii isterseniz. hadi bays

24 Şubat 2012

kuş sesleri

kiminize neşe kaynağıdır kuş sesleri ama ben ömrü hayatımda sabah uyanıp kuş seslerine sevinmedim,vik vik öten bu sevimli hayvanların sesleri değil özgürlüklerini kıskanmışımdır hep.
sonuçta esir düşmüş falan değilim ama kafamda ki özgürlük tanımına da pek uymuyor hayatım.
gerçi ben elimdekini takdir etme yetisine sahip biri değilimdir.keyif aldığım şeyler sonradan pişmanlıklarım olabiliyor bu da geçen postlarım ana fikri olan kararsızlıktan ötürü gelen bir şey. Sanırım bu da birey olma duygusunu küçükken hissedemediğim için olabilir.Uçurtma uçurmak kadar telaşsız bir çocukluğum oldu,endişelenmedim, meraklandım, korkmadım ama hiç bir zamanda uçurtma uçurtmadım esasen.
belki rahattım ama hiçbir zaman özgür değildim. Sorumluluklarım yoktu ama bağımlıydım.
şimdi babamın evinden bağımsız değil belki daha bağımlı bir hayata uçmaktayım,evlenmek kadar sorumluluk gerektiren başka bir yok sanırım.Kararımdan eminim, hiç bir pişmanlığım yok ama kafamda ki tek soru  'ya bir gün kuş seslerinin tadını çıkarmadığıma pişman olursam?'
mutluluk yanı başımda ama pişmanlık da her an kapıyı çalabilecek davetsiz misafir...
artık kararlarıma güvenmem ve şüpheciliğimi içimden atmam gerek.
yeni yıl değil ama yeni hayat kararım bu.

22 Şubat 2012

fedakarlık lık lık

şimdi bir sinir harbi içindesin,tırnaklarını avuçlarına batırıyorsun,dişlerini sıkıyorsun aaaağğğğhhh diye sesler çıkarıyorsun ama yetmiyor değil mi?
için soğuyana kadar bağırmak, anlanana kadar anlatmak istiyorsunda esasen dinleyen de yok, sadece karşılıklı olarak sen kendi fikrini o kendi fikrini savunuyor; ikna olmayınca da bağır çağır gürültü.
senin olmayan paranın hesabı, sana ait olmayan evin derdi, yolların uzaklığı, hayatını geride bırakman falan bunlar önemsiz tabi çünkü vazgeçen sensin o değil.Onun için e herhalde ki boyutunda ve rahatlığında bütün süreç ama sen istiyorsun ki azıcıkda takdir edilesin değil mi? ama söyleyeyim o yok işte. sen vazgeçtiklerin önüne serilmeden o da sen vazgeçtiklerini unutmadan rahatlamaz.
istediğin kavgaysa o kolay ama huzursa o zor işte... elde etmek için vazgeçtiklerim demekten vazgeçmen lazım.

tık tık


beşyüzüncü tık sana hediye vermek isterdim ama konuyla alakasız,öptüm 

alamadığım kararlar siz mi geldiniz?

ne kadar da zormuş karar vermek.Hayatımın dönüm noktasında falan değilim sadece almam gereken kararlar var ama ben alamıyorum hatta inanın düşünemiyorum bile artık.
sanırım ne istediğini bilmek yetmiyor çünkü hiç bir zaman tek bir şey istemiyor insan.
Yaşadığın mutluluklar yardım etmiyor,döktüğün gözyaşlarıda uzak durmayı tercih ediyor. İstediğin akıllar sana yetmiyor. Ne istediğimi soracak olursanız cevap veremem çünkü bir değil bin tane arzum var.
Daha iyisi değil sahip olmak istediklerim sadece daha olması gerekenlerin olmasını istiyorum.
kararsızlık insanı her şeye sürükler. çok yıprandım...

21 Şubat 2012

çeyiz derken?

e artık yeni gelinim ya ben;vaktimin çoğunu hatta tamamını hazırlıklarla geçiriyorum,pek bir eğleniyorum çünkü tava tencere almak yerine renkli tepsiler,dondurma bardakları,çerçeveler falan alıyorum gerisi umurumda değil.
rengarenk bıçaklar yapmışlar kırmızı mavi pembe aldım ay süperler :) ilerleyen zamanlarda yaptığım yemeklerden sık sık bahsedeceğim,o zamanlarda bütün aldığım zıvırları da fotoğraflarım:)
neyse ben çeyiz yapma sürecindeyken etrafımda çok konuşacak konu yok. yakında kızlar toplantısı yapıp ilham perilerimle buluşacağım işte o zaman bombastik yazılarla dönmeyi umuyorum.
sevgiylen kalın,portakalın <3

13 Şubat 2012

ticari amaçlı bişi bu!


Ne amaçla olursa olsun ben oturduğum yerden hediye ve aşk sözleri kapışlayacaksam eğer sevgililer gününe de varım başka günlere de;mesela hediye varsa kabotaj bayramını da kutlarım ben, hiç dert değil.
marjinal olcam, topluma uymicam ben falan diye istediğiniz kadar vızıklanın.Bir kutu çikolata, bir demet çiçek geldikten sonra gayet kutlarsınız, hiç entellik yapmayın yane.
zamanında yaşamış olan bu azizin gününü kutlamak boynumuzun borcu arkadaşım! kutla ve kutlat ki hep neşe ile dolsun gönüller.Ki sevdiceğime özel bir günn var madem neden bir kutu dolusu çikolata ya da fondüyle gönlüne taht kurmayayım ??
Şimdi aranızda ki marjinaller kesin aa hediyeyle mi oluyo o işler,önemli olan sevmesi demesinler hepiciğinin bir tarafı hoplar bir çift ayakkabı ya da harika bir chloé parfüm için.
hadi bakalım gidelim etrafa kalpler yayalım !! <3<3

8 Şubat 2012

maç kaç kaç?


sevgili canım ;
uzun zaman oldu yazamadım,
merak etme bunu unutturacağım...
upuzun asırlardan sonra tekrar ilişkilerden bahsetmek kararındayım her ne kadar kendi ilişkimi bir tepsi baklavayla sonuçlandırıp evlilik müessesine doğru yola çıkmış olsam da; daha anlatacak çok şey var.
bugünün konusu için aklımda konu çok ama en tazesinden başlayayım; ilişkiye ara vermek.
sevgili sen;
ilişki demek başı olan sonu olan bir yolculuk demek.Çoğu ilişkinin başlangıcı aynı da olsa sonlar hep değişir;aldatma,dayak,ölüm,boşanma,kayıp gibi çeşitli bitişler içerebilir.
bütün bu süreç esnasında; çiftlerden birinin 'ara verelim' demesiyle bütün seyrin içine edebiliyorsunuz.hiç bir ilişki de ara vermek o ilişkiyi düzeltmek adına yapılmaz;düzeltme niyeti,arzusu olan taraf ara vermek adı altında kaçmaz;savaş meydanında kalır,göğsünü gerer savaşır,aldığı yaraların vahametine göre de ara vermez ayrılır ya da barışır.
bak güzel sen;
aklından ara vermek fikri geçiyorsa bu senin başka seçenekleri düşündüğüne işaret eder;ya daha iyisi vardır ya da daha iyisi var mıdır fikri vardır kafanda ve bu; seni, elindekindende olmamak için ara verme fikrine en kestirmeden saptırır.
ha dersin ki sen ne biliyorsun be;ben seviyorum ama çok kavga ediyoruz,ara verip düşünmem lazım,onsuz yapabilecek miyim görmem lazım,hah işte ona da cevabım var bir dakka yapıştırıyorum; ayrılığın provası olmaz!!!
ünlem basılı kalmadı ben koydum 3 tane tepkimden ötürü.Arada dağlar,yıllar,yollar,aileler,inançlar bile olsa sevmek dediğin seni senden güçlü yapar ve bin kaplan gücünde savaşmanı sağlar.
savaşma gücün yoksa; bak ben sana güveniyorum yok diyorsan yoktur;boşuna bitirme kendini savaşman gerektiğine inanıp.Çünkü bir şey ya vardır ya yoktur.

26 Ocak 2012

zaman ne zaman

şu yazımda anlatmak istediğim evlenme teklifi aldığım idi. 4,5 seneyi geçen beraberliğimizi yılbaşından önceki gece sevgilim nemo bir yakut yüzükle taçlandırdı ve evlenme teklif etti bende aklım fikrim birbirine girip saliselerin yıllara döndüğü o an evet dedim.Hayatımda dediğim en güzel evet bu ve diğeri de nikah masasında ki olacak sanırım.
Aradan 15 gün geçti ve babama söyledik vee iki gün sonra hatta 1 saat 6 dk ve 1 gün sonra gelip beni isteyecekler ve sözlüm/sevgilimle evlilik yolunda ilk resmi/geleneksel adımı atmış bulunacağız.
hem heyecanlı hem gergin hemde sabırsızım.
yıllllaaaar önce daha biz flört ediyorduk hala aklımda capcanlıyken o anlar şimdi evlenme kararımızı aldık uyguluma safhasına taşıdık.
blogumu hem evlilik sürecinde yaşacaklarımı yazmak hemde ilişkilere laf atmak için kullanmaya devam edeceğim.
bu şarkı da ana fikri taçlandırsın madem ...zaman zaman
 ne kadar resmi resmi yazmışım yav.Dilerim tez zamanda bütün hanım kızlarım kendilerine değer eşler bulurlar.Kıskanın anacım :)

12 Ocak 2012

seçim kadar sonuç da var!

bir seçim yaparsın. Hayat bunu gerektirir;ertesi gün; için ertesi ay için; ertesi yıl için sonunu bilmeden ama sonucunu tahmin ederek bir seçim yaparsın. Gidersin ve bunu kabul edersin; kalırsın ve buna katlanırsın.
Yaptığın bütün seçimlerin bütün iyi sonuçlarını aldığın rahatlıkla; bütün kötü sonuçlarada katlanmalısın.

3 Ocak 2012

ah bir zengin olsam !..


piyangodan çıkan para sende güzel değilsen ki güzel adriana mı? Evet o gerçekten güzel ki favori victoria secret meleğim miranda ama ossun adrianada bir içim su.
Hep dersin bilirim keşke şimdi bin liram olsa of lan bi beş binim olsa neler yapardım diye.Yeni yıl yaklaştıkça ikramiyeden çıkabilecek olan parayı tartışırsın şunu yaparım bunu yaparım diye.Ben hep lazım olan kadarını alırım gerisini arkadaşlarıma,kardeşlerime dağıtırım gerisinide veririm ihtiyacı olan kullansın diye ama mikar küçüldükçe bencilleşmeye başlarsın. Aynı aşkta ki gibi,ilişkide ki gibi.Sevgi,ilgi azaldıkça hep senin olsun istersin.En başlarda dolu dizgin; vıcık vıcık severken zamanını paylaşmak sorun olmaz başkalarıyla dışarıda çıkarsın, sevgilinde gezer tozar ama artık birbirinize olan sevgi azalmışsa daha çok birlikte olmak istersin daha çok elele gezmek; daha çok yanyana olmak istersin. Bu sağlıklı olan mı bilmiyorum ama seven ve sevgisinin devam etmesini isteyen böyle yapıyor bildiğim kadarıyla birde bu bencilliği ilişkilerinin başında yaşayanlar var onlara diyecek lafım yok ama aslında onların kendine uygun bulduğu laflar vardır bırakalım istediklerini duymuş olsunlar.Piyangodan milyarlar çıkmış olsa yardım yapardım diyen sen; şimdi elinde sadece 2.500 tl var acaba yardım yapar mısın ??