Belibon benim minik öğrencim Eren'in bir kavanoz bonibonu görünce sevinçten verdiği 'Aa BELİBOON' tepkisiyle en sevdiğim kelime oldu. Çoğu sosyal platformda artık kullanıcı adı olarak belibonu kullanıyorum, hatta ve hatta kedim falan olsa kesin adını belibon koyardım :)
Sınıfa götürdüğüm bu belibonlar sayesinde çocuklarımın karakterlerini de bir nebze anlamış oldum. (ne kadar akademik bir cümle oldu)
Bazı bebeler her defasında aynı renk belibonu ısrarla isterken bazı bebeler de her defasında yeni bir renk denemek istediler, genelde bu tercihleri yapanlar erkek öğrenciler oldu yani sarışın olsun abi; esmer severim ben gibi bir muhabbetin ana sınıfı ortamında vuku bulmuş hali olabilir bu durum.Alın size kazanım işte; illa çocuklara her şeyden bir şey bulup kazanım çıkaracak halimiz yok ya al işte kendime yontuyorum var mı ??
Neyse konuyu bulandırmadan devam edeyim. Bu tarz tercihleri hiç yapmayıp belibon aldığına sevinen kız ev erkek bebelerim de oldu fakat dikkatimi çeken kız öğrenciler bir kere bile tercih yapmadılar, değişiklik istemediler ve yemem demediler.Bilmem anlatabildim mi?
21 Kasım 2012
20 Kasım 2012
titrerim mücrim gibi ...
Ankara da aşık olmak ne zor imiş. Sevdiceğinin peşinden dağları bayırları aşıp geliyorsun şu yaban ellere; ananı bubanı bacını gardaşını arkada bırakıyorsun. E mutlu oluyorsun yalan değil. Normalde banane ya ben gitmem markete diyen sen mutlu mutlu evinin alışverişini yapıyorsun ! hey hat! Duyun analar, duyun babalar evlat dedikleriniz koynunuz da yılaaan tiilililil!!
Ah ah evden araba yoksa sokağa çıkmayan sen dolmuş otobüs hatlarını öğrenirken hiç zorsunmaz oluyorsun; ne garip.
Ah ah evden araba yoksa sokağa çıkmayan sen dolmuş otobüs hatlarını öğrenirken hiç zorsunmaz oluyorsun; ne garip.
dün yine hiç bilmediğim Ankara sokaklarını öğrenmek için çıktım evden dışar;ı azıcık kayboldum, azıcık dondum; mücrim gibi titreyerek döndüm eve ve hastayım ölüyorum ..!
Ankara benim için kat kat giyinmeme rağmen donduğum ama Nemo işten eve gelince ısındığım memleket oldu. Dün ne var ne yok giydim kat kat, uçmasın diye saçlarımı şu ablamızın yardımıyla topladım perfect bir bun oldu gerçekten sonra da klasiktir benim için saçımı her topladığımda kulağıma iri küpe takarım bu koton yıldızlarımı taktım ha birde yeni ve süper arkadaşım Rainbow'un katkılarıyla golden rose un gold rengiyle french yaptım yapabildiğim kadar.
Benim birde instagramım var orada ki takip ettiğim insanlar sayesinde Ankara da dükkanlar öğrendim ve öğreniyorum, Canı bakmak isteyenler için buyurunuz linki; http://instagram.com/belibon
Belibon çünkü kısmını da bir sonraki yazıda anlatacağım!
canım kendine iyi bak öptüm çüüüsss
Benim birde instagramım var orada ki takip ettiğim insanlar sayesinde Ankara da dükkanlar öğrendim ve öğreniyorum, Canı bakmak isteyenler için buyurunuz linki; http://instagram.com/belibon
Belibon çünkü kısmını da bir sonraki yazıda anlatacağım!
canım kendine iyi bak öptüm çüüüsss
14 Kasım 2012
zaman dediğin su olmuş ...
Tam tamına bir sene olmuş yazmaya başlayalı :) ne yazık ki yeni evim güneş ışığına hasret olduğundan fotoğrafların renkleri iyi çıkmıyor. evin iki odası sınıfta kaldı yarın değişik saatlerde diğer odaları da denemek niyetindeyim.
bir sene olmuş hissettiklerim paylaştıklarım paylaşacaklarım değişmiş ama tutkularım hayallerim değişmemiş . Ne mutlu gerçekleşenler ve gerçekleşmeyenler hala benimler ve benimleler :)
neler oldu neler
Hayatımın en garip on dakikasını yaşıyorum şu an. Upuzun zamandır yazı yazmadığım bu blogu aklımdan çıkarmışım. Bugün mutfakta yine bir takım denemeler yaparken içimden yazmak geldi. Geçtim masa başına uzun bir uğraştan sonra blog a giriş bilgilerimi (unuttuğum için) yeniledim açtım boş sayfayı. Derken bir şey dürttü ilk yazdığım yazıyı açtım; ne zaman başlamıştım yazmaya derken baktım bugün!! Hem de bu saatler de ilk yazımı yazmışım yani tam bir sene olmuş !!
Bu bir sene de neler oldu neler...
Derdimi anlatacak kimsem olmadığından yazmaya başlamışım sonraları dertlerim azalmış ama anlatacaklarım bitmemiş yazmaya devam etmişim. En son 1 ağustos da evlendikten 29 gün sonra özlediklerim uğruna yazmışım yani içimi kemiren üzüntülerim olduğunda yazmakmış benim elimden gelen ama artık hayatım değişti, mutlu , umutlu ve tasasız bir ömür sahibi oldum. ve daha neler oldu neler...
evlendim; Adana hayatım bitti artık Ankara da yaşıyorum. çalışmaya başladım. Her şey hızlı ama bir o kadar da yavaş ilerledi.
Cafe fernando blogunun yazarı Cenk Bey' in tarifi muzlu kek fırında pişerken bende bir şeyler paylaşma zamanıdır diye düşündüm.
Birinci yılımı kutlamak için yaptığım muzlu kek pişti, buyurun;
ben bir yandan kekimi yerken bir yandan da bu seneyi hatırlamaya çalışacağım şimdi arkamdan birde birinci yıl yazısı gelecek :) bu seneye hızlı girelim zira yazacak daha çook şey var gibi :)
efenim henüz sadece tıklarla yaşayan bloguma yorumlar bırakan olursa zevkle okurum belirtmeden geçemeyeceğim :)
esenlikler dilerim ...
Bu bir sene de neler oldu neler...
Derdimi anlatacak kimsem olmadığından yazmaya başlamışım sonraları dertlerim azalmış ama anlatacaklarım bitmemiş yazmaya devam etmişim. En son 1 ağustos da evlendikten 29 gün sonra özlediklerim uğruna yazmışım yani içimi kemiren üzüntülerim olduğunda yazmakmış benim elimden gelen ama artık hayatım değişti, mutlu , umutlu ve tasasız bir ömür sahibi oldum. ve daha neler oldu neler...
evlendim; Adana hayatım bitti artık Ankara da yaşıyorum. çalışmaya başladım. Her şey hızlı ama bir o kadar da yavaş ilerledi.
Cafe fernando blogunun yazarı Cenk Bey' in tarifi muzlu kek fırında pişerken bende bir şeyler paylaşma zamanıdır diye düşündüm.
Birinci yılımı kutlamak için yaptığım muzlu kek pişti, buyurun;
efenim henüz sadece tıklarla yaşayan bloguma yorumlar bırakan olursa zevkle okurum belirtmeden geçemeyeceğim :)
esenlikler dilerim ...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



