Aşk sadece sana duyduğum aşk...
Omzunda gecenin yorgunluğuyla son dansımızı yapmak;saatler öncenin heyecanını hatırlamak; şimdi senle ikimizin olan o güzel evimize gitmek; sonunda sadece senle olabilmek ve hayatımın geri kalanını senle geçirmek bütün bunlar için evet demek ve yeni hayatımı başlatacak olan bu harika kelimeye içtenlikle sık sıkı sarılmak sana sarılacağım bütün anları bana bahşettiği için şükran dolu telaffuz etmek bu kelimeyi.
Sadece seninle olmak için evet,sadece ikimizin olacak bütün o günler,haftalar,aylar,yıllar için evet!
30 Aralık 2011
27 Aralık 2011
yeni yıl; gelirken bunları almayı unutma
Sağlıklı,yakışıklı ve süper farklı bir yeğen istiyorum,az kaldı zaten unutman mümkün değil.
Bu yeni c3lerden istiyorum,ön camı bööylee kocaman olsun; rengi mühim değil ama siyah candır :p
Parmağıma bakan herkesin bu amca gibi tepki vermesini istiyorum,yani oraya bakacak bir şey lazım bilmem anlatabildim mi sevgili evren?
Bir de uygunundan bir iş istiyorum ki daha çok ayakkabı alabileyim böylelikle 2013e de hazırlıklı girmiş olayım değil mi?
Listeyi 2011 verecek sana 31 aralıkta, unutma baaak ama!
öptüm çok !!ben <3
25 Aralık 2011
gidin buradan!
Sana yalvarırım çözemeyeceğin,değiştiremeyeceğin olaylar,durumlar için ağlama. Olacak olmuşsa; yapacak şey beklemekse,razı gelmekse lütfen defol git işine ağlama!
ben senin gözyaşlarının, hıçkırıkların arasında dişlerimi sıkarak oturmak ve senin yanında olmak zorunda hissetmek istemiyorum. Ben senin sözde dürüstlüğün için, gözyaşlarında ki acıyı anlamak için gelmedim yanına. Sus biraz,aynı şeyleri söyleyip durma artık! Ben sana yardım etmek isterken sinirinin oklarını ve sivri laflarını al müsait yerine koy. Ben sana anlayışlı olmak zorundaysam sende beni sinir tahtan olarak kullanmamalısın!Yapamadıkların için yaşamak zorunda değilsin,yaşamak için yapmalısın!
Senden beni teselli etmeni istemiyorum, Ben ağlarken bana dediklerin beni avutmuyor ama sen ağlarken senin duymak istediklerinde bende yok.
Hadi git işine kuytu köşemde beni yalnız bırak, kendine sağlam,kendine doğru olan bütün arkadaşlığın da al canım senin olsun
21 Aralık 2011
stairway to hairdresser!
kuaför cehennemim sanırım ilkokula giderken başladı,annemin 5 kızı ve bir sürü meşguliyeti olduğundan saçlarımı hep kısa kestirirdi ve kuaföre gitmek hep gözyaşları,mutsuzluk, çirkinlik demekti benim için.Ortaokul ve lisede böyle devam etti üniversite 1. sınıfın ortasına kadar nefret dolu saçlarım vardı,Aşırı dalgalı aşırı bakımsız aşırı çoklardı ve özendiğim o harika saçlarda hep başkalarında olurdu.
O zamanlardan beri her kuaföre gittiğimde gerilirim, sıkılırım, fenalaşırım. Özellikle son 5 senede 2 farklı kuaföre saç kestirdim 3 sene birine gittim ve ablamın nişanında yaptığı saçlar kapıdan çıktığımız gibi bozulunca bir daha da gitmedim.Şimdiki kuaförüme de benden büyük ablamla 8 ay gittikten sonra daha yeni yeni tek gidebiliyorum. Kuaföre doğru yola çıkıp kaç defa vazgeçtiğimi bilemezsiniz.En sonunda geçen mart ayında saçlarımı şu an herkeste olan katsız dümdüz kestirdim ve canlanmalarna katkıda bulundum.Öyle yağlar vitaminler kullanmadım ama saçlarıma düzleştiriciler,fırçalar sürmedim yıpratmamak için.Ve dün aylardır yapamadığımı yapıp en sonunda gittim katlı kesimimi yaptırdım geçen bu aylar içinde 3 ayda bir saçlarımı kestirdim çok sıkı bağlamadım, yeni saç modelleri keşfettim ve kısa saçın benim daha çok işime geldiğini anladım şimdi bir 3 parmak daha uzayınca tam istediğim saça sahip olmayı umuyorum.Hayatımda ilk kez kuaförden gülerek çıktım.Tabii kesim esnasında neler yaşadığını gelin bir de Erdemciğime sorun :)
O zamanlardan beri her kuaföre gittiğimde gerilirim, sıkılırım, fenalaşırım. Özellikle son 5 senede 2 farklı kuaföre saç kestirdim 3 sene birine gittim ve ablamın nişanında yaptığı saçlar kapıdan çıktığımız gibi bozulunca bir daha da gitmedim.Şimdiki kuaförüme de benden büyük ablamla 8 ay gittikten sonra daha yeni yeni tek gidebiliyorum. Kuaföre doğru yola çıkıp kaç defa vazgeçtiğimi bilemezsiniz.En sonunda geçen mart ayında saçlarımı şu an herkeste olan katsız dümdüz kestirdim ve canlanmalarna katkıda bulundum.Öyle yağlar vitaminler kullanmadım ama saçlarıma düzleştiriciler,fırçalar sürmedim yıpratmamak için.Ve dün aylardır yapamadığımı yapıp en sonunda gittim katlı kesimimi yaptırdım geçen bu aylar içinde 3 ayda bir saçlarımı kestirdim çok sıkı bağlamadım, yeni saç modelleri keşfettim ve kısa saçın benim daha çok işime geldiğini anladım şimdi bir 3 parmak daha uzayınca tam istediğim saça sahip olmayı umuyorum.Hayatımda ilk kez kuaförden gülerek çıktım.Tabii kesim esnasında neler yaşadığını gelin bir de Erdemciğime sorun :)
20 Aralık 2011
allah endorfini başımızdan eksik etmesin
huzur dediğin nedir;boş kafayla boş oturmak mı, dolu kafayla boş oturmak mı? valla benim için oturmamak huzur veren bir şey.tüm gün yan gelip yatmak iyide nereye kadar.Hayatımın en aktif dönemleri içimin en rahat olduğu zamanlardır.Uykuyu özlemek bana mutluluk verir;demek ki o kadar dolu ki hayatım diye düşünürüm,keşke halletmem gereken bir yığın işim olsa da evde boş oturacağıma,bana söylenen her lafa kafamı takacağıma, bana fikir veren herkese defalarca aynı şeyleri anlatacağıma keşke bir yığın işin gücün arasında kaybolsam da yok olsam.
beni unutsalar...
damla çikolatanın mucizesi bu kurabiyeler olmasa damla damla akardı gözyaşlarım,hoşgeldin endorfin; iyi ki varsın!
19 Aralık 2011
girl talk nerdesin?? sana ihtiyacım vaaar!!!
Şu fotoğrafta ki kahkahalar atan hatun var ya işte şuan kendisine pis pis bakışlar atıyorum.Seni öldürürüm kızım der gibi bakıyorum.Neyse ki fotoğraftan çıkıp canımı alamaz çünkü kavgadan çok korkarım.
allahım ne olur gökten bana arkadaşlarımı düşür hepsini alayım yanıma gideyim gezeyim.Çok bunaldım odamda yaşamaktan yav. Gerçi gezme seven biride değilim ben yine gelin ben size pasta börek yapayım derim onlarda kabul eder yani altta ki yazıya bakarsanız anlarsınız ^^. Özgüven patlattım bir tarafımdan şuan :)
Çok özledim ama kız kıza muhabbeti,saçma sapan konuşmayı,aynı lafı bininci defa yine anlatmayı.
ne olur beni de arasına alacak olan bir kız grubu varsa muhtemel aday olabilirim harika referanslarım var;isterseniz nadine ya da malenaya başvurun anlatsınlar.
bu arada yukarıdakileri okuyup bana acımayın yine de süper bir hayatım var en azından şu an bekleme odasında fazla fazla bekliyor ve bekleyecek olabilirim ama içeri girdiğimde her şey süper olacak,bekleyin ve görün losers!!
allahım ne olur gökten bana arkadaşlarımı düşür hepsini alayım yanıma gideyim gezeyim.Çok bunaldım odamda yaşamaktan yav. Gerçi gezme seven biride değilim ben yine gelin ben size pasta börek yapayım derim onlarda kabul eder yani altta ki yazıya bakarsanız anlarsınız ^^. Özgüven patlattım bir tarafımdan şuan :)
Çok özledim ama kız kıza muhabbeti,saçma sapan konuşmayı,aynı lafı bininci defa yine anlatmayı.
ne olur beni de arasına alacak olan bir kız grubu varsa muhtemel aday olabilirim harika referanslarım var;isterseniz nadine ya da malenaya başvurun anlatsınlar.
bu arada yukarıdakileri okuyup bana acımayın yine de süper bir hayatım var en azından şu an bekleme odasında fazla fazla bekliyor ve bekleyecek olabilirim ama içeri girdiğimde her şey süper olacak,bekleyin ve görün losers!!
16 Aralık 2011
mutfakta biri mi var? evet BEN varım!!
bugün melana istanbullarda aç ve bazen parasız olduğundan; yorgun ve power pilates mağduru bedenimi kaldırdım ve saat sabah 9.30 dan akşam 4 e kadar kek pasta yaptım yaptıklarımdan bir kaç tanesi şunlar olmaktadır efenim;bu parça çikolatalı,bütün gün havasını attığım kurabiyeler marthadan;linkte tıklarsanız buracıkta

Bugün pek lezzetliydi benim için.Yemek yapmak, yeni tarifler denemek çok keyif verici.Pişirdiğim her güzel şey hayallerimi gerçekleştirebilme umudumu perçinliyor.Sevgili Martha ben çaklıt çip kuki yaptım gel sende dolma yap;içli köfte yap yarışalım.
bu arada yemek yapmak kadar rahatlatıcı bir terapi olamaz benim için.Ayların karamsarlığı yaptığım kurabiyelerle birlikte yok oldu.Dilerim herkes bir gün kendi terapi yolunu keşfeder.Oooohh nirvana here i am!!
efendime söyleyeyim dedik yetmez bu birde ofistekilere bir güzellik yapayım dedim ve bu harika fındıklı brownie'mden yaptım.Cenk bey sayesinde beni dillerden dillere yayan tarif burada
Ve bu bayıldığım brownie yapmak çok kolay olduğu için dedim ki birde un kurabiyesi yapmalı, hemen kurtarıcım portakal ağacından bu tarifi yaptım
biz lily'le minik minik yapıp kavanozlara koyuyoruz; gidip gelip yiyoruz.hem bozulmuyor hemde minik olunca daha şirin oluyorlar.Fakat pişmiş hallerini çekmeyi unuttum tek lokmalık harika kurabiyeler,azıcıkda tarçın ekleyince nefis oluyorlar ben bu defa vanilya özü kullandım,güzel koksunlar diye.Ayrıca bir de yine portakal ağacından armutlu kek yaptım (uygun kalıp olmadığı içinn yarı hüsran oldu ama tadını beğendik.Daha çok meyve daha çok lezzet bir daha yaptığımda aralara da armut katları yapmayı düşünüyorum.
vee son olarak harika ekmek yapma makinesiyle köy ekmeği yaptık,önceki akşamda zeytinli yapmıştık gerçekten almaya değer bir makine.Salut ekmek yapma makinesine!!
Bugün pek lezzetliydi benim için.Yemek yapmak, yeni tarifler denemek çok keyif verici.Pişirdiğim her güzel şey hayallerimi gerçekleştirebilme umudumu perçinliyor.Sevgili Martha ben çaklıt çip kuki yaptım gel sende dolma yap;içli köfte yap yarışalım.
bu arada yemek yapmak kadar rahatlatıcı bir terapi olamaz benim için.Ayların karamsarlığı yaptığım kurabiyelerle birlikte yok oldu.Dilerim herkes bir gün kendi terapi yolunu keşfeder.Oooohh nirvana here i am!!
13 Aralık 2011
the holy question !
Mutlu musun?
Mutluluk neye benzer? fıstıklı çikolataya mı, bir dilim yaş pastaya mı, harika bir çift ayakkabıya mı, minicik bir post it'e yazılmış bir nota mı,ona mı?
mutsuzluk neye benzer? Yiyemediğin çikolataya mı,bir dilim yaş pastaya mı, alamadığın ayakkabıya mı, minicik bir post it'e yazılmış bir nota mı, ona mı?
mutluluk görüp bulduklarına, mutsuzlukta göremeyip bulamadıklarına benzer.Sen kendi içinde ne biriktirirsen; dışarıda onu bulursun.
Sen kendine ne verirsen onu alırsın diğerlerinden de.
istediğin bir damla mutluluksa ve onun peşindeysen; mutluluk okyanus olur. Ama sen kocaman mutsuzluklar ararsan; yapayalnız kalırsın tek başına, bir damla mutluluk hasretiyle.
Senin sevgililerin değil seni mutsuz eden;sen mutsuz olmak istediğin için sevgililerin seni mutlu edemez.O küçücük notta sen aşkı görürsen,aşkı bulursun; bu kadarcık mı diye sevgisizlik görürsen yalnızlığı bulursun.
Seçimlerin kadar yaşarsın,seçemediklerin kadar pişmanlıklar tadarsın.Ne umduğun değil ne bulduğun önemli olursa sen mutlu olursun.
Mutluluk neye benzer? fıstıklı çikolataya mı, bir dilim yaş pastaya mı, harika bir çift ayakkabıya mı, minicik bir post it'e yazılmış bir nota mı,ona mı?
mutsuzluk neye benzer? Yiyemediğin çikolataya mı,bir dilim yaş pastaya mı, alamadığın ayakkabıya mı, minicik bir post it'e yazılmış bir nota mı, ona mı?
mutluluk görüp bulduklarına, mutsuzlukta göremeyip bulamadıklarına benzer.Sen kendi içinde ne biriktirirsen; dışarıda onu bulursun.
Sen kendine ne verirsen onu alırsın diğerlerinden de.
istediğin bir damla mutluluksa ve onun peşindeysen; mutluluk okyanus olur. Ama sen kocaman mutsuzluklar ararsan; yapayalnız kalırsın tek başına, bir damla mutluluk hasretiyle.
Senin sevgililerin değil seni mutsuz eden;sen mutsuz olmak istediğin için sevgililerin seni mutlu edemez.O küçücük notta sen aşkı görürsen,aşkı bulursun; bu kadarcık mı diye sevgisizlik görürsen yalnızlığı bulursun.
Seçimlerin kadar yaşarsın,seçemediklerin kadar pişmanlıklar tadarsın.Ne umduğun değil ne bulduğun önemli olursa sen mutlu olursun.
9 Aralık 2011
hakuna matata
Yani ben öyle bir varlığım ki hiç derdim tasam yok manasında.Ve arkadaş bunu diyen varsa gelsin kendisine en layığından karamelli muffin ısmarlayacağım söz ki söz. Ah o gemide bende olsaydım diye aheste aheste gezdindiğim o zavallı, boş ama kıymetini bilmediğim yıllarım şimdi kalksanız gelseniz sizi başımın tacı eder valla da bırakmam hiç bir yere. Şimdi boş geçen ama sıkıntıyla dolu bu günlerim yüzünden her saçımı taradığımda kel kalma korkusu yaşıyorum ve yoruldum inanın. Tek derdim; herhangi bir derdimin olmamasıydı back in time that lovely,selfish time of mine. Ahh anılar... O güzel zamanlarım da kafama taktığım saçma şeyler şimdi aklıma geldikçe daha da dertleniyorum.Allahım ben salak mıyım dertlenmek derdim; dertlenmemek derdim;dertlendiklerim ve dertlenmediklerim bile derdim olmuş.O kadar çok dertten bahsettim ki adımı unuttum.
Sıkıntı,tasa, keder hepsi geçeerrr bize kaaar kalan nedir bu dünya da?? tabiki de Deniz Seki'nin de dediği gibi bize bir halt kalmıyor değil.Bize kalan sevgili yoldaşlar kutularca ilaç, yenmiş çikolata paketleri, pişirilmek için alınan ama yenmeyen yiyecekler ve tabiki de kutulaaaaaaarca bitmiş peçete.
Evet bizim böyle bir huyumuz var dert kelimesini duyunca bile gözlerimiz doluyor ve eminim yukarda ki aşırı 'dert' tekrarı sebebiyle şu an hıçkırıklar içindesinizdir ...
Ama size sırrımı söyleyeyim artık sadece gülümsüyorum;gerçekliğine inanmasam bile gülümsüyorum ve inanın bir kaç gün sonra o sahtelik hissi uçup gidiyor,deneyin sizde :)
kisses
Sıkıntı,tasa, keder hepsi geçeerrr bize kaaar kalan nedir bu dünya da?? tabiki de Deniz Seki'nin de dediği gibi bize bir halt kalmıyor değil.Bize kalan sevgili yoldaşlar kutularca ilaç, yenmiş çikolata paketleri, pişirilmek için alınan ama yenmeyen yiyecekler ve tabiki de kutulaaaaaaarca bitmiş peçete.
Evet bizim böyle bir huyumuz var dert kelimesini duyunca bile gözlerimiz doluyor ve eminim yukarda ki aşırı 'dert' tekrarı sebebiyle şu an hıçkırıklar içindesinizdir ...
Ama size sırrımı söyleyeyim artık sadece gülümsüyorum;gerçekliğine inanmasam bile gülümsüyorum ve inanın bir kaç gün sonra o sahtelik hissi uçup gidiyor,deneyin sizde :)
kisses
4 Aralık 2011
ummadığın taş; baş mı yarar kalp mi kırar?
Bütün umutların, havası kaçmış balon gibi acı bir sesle ve hızla senden uzaklaşıyorsa ne yaparsın? Hani yaşamak istediklerini yapamadığında ve bunun sebebinin başkaları olduğunu anladığın an var ya işte o an ki yaşadığın duygu dört bir yanını sarınca ne yaparsın? Nasıl kendini kalp kırıklıklarından daha da acısı hayal kırıklıklarından korursun?
Ya zavallı Carrie gibi damadın düğününden kaçarsa , ya evlendiğin adamla sevgilin olan adam bambaşka kişilerse ve sen bunu evlenince anlarsan ya büyük umutlarla gittiğin üniversite yılların hayatının en kötü yılları olursa, ya kız kardeşinden çok yakın olduğun dostun eski sevgiline aşık olursa, ya evet demekten korktuğun her şey karşında kocaman bir dağ olup belirirse?
Bütün bu soruların cevabı var mı? İnsan nelerden vazgeçebilir?Sadece hayallerinde yaşadığı anlarına, anılarına insan nasıl güvenip sonuna kadar gider? Nasıl olur da bütün o işaretlerle gözlerini sıkıca yumarak baş edeceğini düşünür? Nasıl sesli söyleyemediğimiz şeylerin gerçekleşmeyeceğine inanırız?Nasıl korkularımızı süpürüp yerine eksik mutluluklar koyabiliriz? Bütün korkularına rağmen evleniyorsan, dostum dediğin insanı gerçekten tanıyamıyorsan, vermen gereken kararları erteliyorsan,yaşamının elinden alınmasına göz yumuyorsan; üzgünüm ama bu soruların bütün cevabı hayal kırıklığı.Sen beklentisizce yarın olmasını isterken; yarın geldiğinde senden hesap sorabilecek cesareti kendinde buluyorsa bu işte bir terslik vardır.Yarının senden istediği, senin veremeyeceğin ya da vermekten bıktığın ve kendine saklamak istediklerin ise ve onları senden almaya çalışıyorsa; üzgünüm ama sen çoktan kaybetmişsin demektir.
Sen o taşı gördüğün halde; zarar gelmez diye kafanı öbür tarafa çeviriyorsan; üzgünüm ama o taş, onu görmene aldırmadan gelip ya kafanı yarar ya da senin kalbini kırar.Sen kendini nasıl korursun bilemiyorum ama ben şimdi bir avuç dolusu üzüntü ellerim arasında oturdum bekliyorum; yarın bana neler getirecek neler götürecek diye...
3 Aralık 2011
Başka söze gerek yok; iyi ki doğdun!!
Bugün, hayatımın anlam kazanmasının sebebi olan canım Nemo'nun doğum günü. Aslında ben doğum günlerini hiç sevmem özellikle benim olunca. Ama iş sadece sana geline değişiyor. Binlerce hayalim var çok yakın gelecekte; birlikte olduğumuzda beraber geçireceğimiz doğum günlerine dair.
Bana verdiğin bu güzel yaşam için vereceğin bütün harika anılar,yıllar için teşekkür ederim.İyi ki varsın; iyi ki doğdun.Daha nice nice nice mutlu ve birlikte doğum günlerine!!
Gerçekten sevdiğin,sevildiğin birine sahip olmak bütün özel günlerden ve anlardan daha önemli. doğum günleri o kişileri ne kadar çok sevdiğimizi ve var olmalarına ne kadar sevindiğimizi göstermek için en güzel bahaneler. Ve senin doğum gününü kutlamak bütün o özel günlerden daha daha daha güzel, daha özel ve daha harika!
şimdi seninle el ele sinemada olmak ya da birlikte Kızılay da gezmek isterdim ama ben senin kilometrelerce uzağında bile olsam kalbim kalbinin hemen yanında;aklım senin aklında, ve canım senin canında...
sen sadece iyi ki varsın...
champ!
not: seni çok özledim.
2 Aralık 2011
Relationshit.
Hepimizin istediği yukarıdaki fotoğraftaki dedeyle nine gibi mutlu mesut bir yastıkta kırk yıl biliyorum.
ama ne yazık ki bazen bir adama yürümeyecek bir ilişki için yıllarımızı veririz ya da olması ihtimali olan adama tek bir şans bile vermeyiz. İşte daha başlamadan bitirdiğimiz onlarca ilişki içinden belki bir tanesi nihayete erer diye araya verdiğimiz onca kahkaha,heyecan ve gözyaşı ne yazık ki geri gelmiyor.Biz kadın kısmına bu olamayan ilişkilerden ders almak düşerken erkek cinsi sıradakine gömleğini çıkarmadan rahatlıkla geçebiliyor.
Hatalarımızı hemen ciltletir uygun raflara yerleştiririz biz; bir daha ki ilişkide açıp bakıp; özet çıkaralım da aynı hataları yapmayalım bir daha diye.Ama ben kadar sizde biliyorsunuz ki; her ilişki yeni bir başlangıcı hak eder deriz ve bütün hataları ciltlerinde tozlanmaya bırakırız.
E biz tüketme konusunda bu kadar iyiyken üretme konusunda nasıl bu kadar kötü olabiliyoruz? Tek istediğimiz bizi severken kırmayacak adamlara aşık olup mutlu sonumuza doğru parmağımızda kocaman taşlarla ilermekken; biz sadece yıprandığımız anları, anı niyetine biriktirip parmağımızda olması gereken o taşları eteğimize topluyoruz ki uygun zaman gelince fırlatıp atalım her şeyi mahvedelim diye.Amacımız belli bir sona ulaşmak ama o yolda ilerlerken yola değil yolda ki tümseklere,çukurlara,sert kavislere odaklandığımızdan ve haliyle beklediğimizden yolumuzun üstünde ki o güzel manzaraya bakmayı akıl edemiyoruz.Ben yolcu koltuğunda giderken bir arabada kontrol bende olmadığı için deliriyorum ayağımla hayali bir frene basıyorum çoğu zaman köklüyorum freni ama onun yerine kendimi manzaraya bıraksam ya da arabada ki o güzel muhabbete ya da şoföre azıcık güvensem bütün o gerilim yüzünden gerim gerim gerilmem ve kimseyi de gerginliğime mecbur etmem. ilişkilerimizde de böyle davranıyoruz.Mutsuz olmaya o kadar odaklanıyoruz ki bizi mutlu edecek detayları fark etmiyoruz bile.Ve ilişkilerimizi mahvediyoruz.
İlişkiler sadece yorar; inanın en iyisinde bile bıktırmaktan;bıkmaktan korkarız ama açıktır ki alabildiklerimizi almadığımız anda en uzun süren o mükemmel ilişkiyi meğerse yılların işkencesiymiş diye anarız.Kendi davranışlarımızı ya unuturuz ya da evet bende hatalarımın farkındayım ama benim o davranışlarımın sorumlusu yine onun davranışları diye illa karşı tarafa atacak çamur buluruz.
kısaca; size bu konuda ne desem boş;davranışlarımızı haklı çıkaracak kadar kanıksama konusunda ustayız.bu yazıyı yazmak kolaydı ama işe yarar hale getirmek o kadar kolay olmaz tabi.
söz başka bir yazıda da erkekleri kötülerim! have fun with your lovely relationshits!!
ama ne yazık ki bazen bir adama yürümeyecek bir ilişki için yıllarımızı veririz ya da olması ihtimali olan adama tek bir şans bile vermeyiz. İşte daha başlamadan bitirdiğimiz onlarca ilişki içinden belki bir tanesi nihayete erer diye araya verdiğimiz onca kahkaha,heyecan ve gözyaşı ne yazık ki geri gelmiyor.Biz kadın kısmına bu olamayan ilişkilerden ders almak düşerken erkek cinsi sıradakine gömleğini çıkarmadan rahatlıkla geçebiliyor.
Hatalarımızı hemen ciltletir uygun raflara yerleştiririz biz; bir daha ki ilişkide açıp bakıp; özet çıkaralım da aynı hataları yapmayalım bir daha diye.Ama ben kadar sizde biliyorsunuz ki; her ilişki yeni bir başlangıcı hak eder deriz ve bütün hataları ciltlerinde tozlanmaya bırakırız.
E biz tüketme konusunda bu kadar iyiyken üretme konusunda nasıl bu kadar kötü olabiliyoruz? Tek istediğimiz bizi severken kırmayacak adamlara aşık olup mutlu sonumuza doğru parmağımızda kocaman taşlarla ilermekken; biz sadece yıprandığımız anları, anı niyetine biriktirip parmağımızda olması gereken o taşları eteğimize topluyoruz ki uygun zaman gelince fırlatıp atalım her şeyi mahvedelim diye.Amacımız belli bir sona ulaşmak ama o yolda ilerlerken yola değil yolda ki tümseklere,çukurlara,sert kavislere odaklandığımızdan ve haliyle beklediğimizden yolumuzun üstünde ki o güzel manzaraya bakmayı akıl edemiyoruz.Ben yolcu koltuğunda giderken bir arabada kontrol bende olmadığı için deliriyorum ayağımla hayali bir frene basıyorum çoğu zaman köklüyorum freni ama onun yerine kendimi manzaraya bıraksam ya da arabada ki o güzel muhabbete ya da şoföre azıcık güvensem bütün o gerilim yüzünden gerim gerim gerilmem ve kimseyi de gerginliğime mecbur etmem. ilişkilerimizde de böyle davranıyoruz.Mutsuz olmaya o kadar odaklanıyoruz ki bizi mutlu edecek detayları fark etmiyoruz bile.Ve ilişkilerimizi mahvediyoruz.
İlişkiler sadece yorar; inanın en iyisinde bile bıktırmaktan;bıkmaktan korkarız ama açıktır ki alabildiklerimizi almadığımız anda en uzun süren o mükemmel ilişkiyi meğerse yılların işkencesiymiş diye anarız.Kendi davranışlarımızı ya unuturuz ya da evet bende hatalarımın farkındayım ama benim o davranışlarımın sorumlusu yine onun davranışları diye illa karşı tarafa atacak çamur buluruz.
kısaca; size bu konuda ne desem boş;davranışlarımızı haklı çıkaracak kadar kanıksama konusunda ustayız.bu yazıyı yazmak kolaydı ama işe yarar hale getirmek o kadar kolay olmaz tabi.
söz başka bir yazıda da erkekleri kötülerim! have fun with your lovely relationshits!!
ben sen ve o; birde biz üçümüz

Geçmiş günlerimi kocaman özlemlerle anmıyorum ama tekrar yaşamak istediğim bir kaç an'ım var. O anlar beni en mutlu, en özgür, en yenilmez kılan hatıralarımdı. Şimdi kendimi güçsüz, işe yaramaz, yalnız hissediyorum. Bu boşluğu sadece birlikte kahkahalar attığım insanların dolduracağını bildiğimden ve o anlara dönmenin imkansız olduğunu bildiğimden kendimi daha çok parçalanmış hissediyorum. Kendimce doğru olduğuna sonuna kadar inandığım konuları tartışmak karşımdakileri ikna etmek istiyorum. Bir şeyleri değiştirmek değil olduğu gibi kalmalarını sağlamak istiyorum.
Siz bana çok şey verdiniz nadine ve malena.Güzel muhabbetler ve bütün harika kavgalar. Barışırsanız çaylar benden!
sandariné
1 Aralık 2011
ertelenen kararlar ruha zarar verir
Aslında yapmam gereken çok şey var ama yapmaya başlayacak cesaretim,arzum yok.Ne kötü bir güne başlama yöntemi.bugün kendimi zorlayarak iterek başlıyorum yapmam gerekenlere.2 aydır sadece serdim kendimi hala uykum var,yorgunum falan ama uyuşukluğumdan kurtulup whole new life fikrine odaklanmam gerekiyor.Size de aynısını tavsiye ederim hadi canlarım eğer yapmanız gereken yapmaya başlamadığınız şeyler varsa bugün Aralık ayının ilk günü hem lanet pazartesi bile değil kalkın yapın en azından ufak bir kısmına başlayın ki sizi motive etsin.
Hala okuyor musunuz? koşun ertelenen kararlar kapıda bekliyor koşuuuun!
Hala okuyor musunuz? koşun ertelenen kararlar kapıda bekliyor koşuuuun!
Kaydol:
Yorumlar (Atom)














