28 Kasım 2011

sevgilinin ilgilisi; alışverişin indirimlisi

girersin bir mağazaya için erir karşındaki ayakkabıyı görünce ama dersin kendine dur bekle indirime girsin öyle alayım.Sevgili bulursun bakarsın ki bu model sana uygun değil dur dersin daha iyisi gelsin; bekleyeyim.
Ve ardından ...
ne beğendiğin ayakkabı kalmıştır indirimde ne de beğenmeyip gönderdiğin sevgili ya da daha iyileri
elinde ne kalır biliyor musun?
Yürek dolusu acı.O ayakkabıyı giyeceğin yerlerin hayali, seninle daha çok ilgileneceğini sandığın sevgiliyle geçirmeyi umduğun anların düşünceleri ve sadece içinde kalan heveslerin kalır elinde.
Biz kendi cinsimize mahsus bu tarz özelliklerimizin yanında bize en zarar veren 'doyumsuzluk' huyumuzu da bağrımıza basıp onunla çay içmeye; yemek yemeye; alışverişe; sevgiliyle buluşmaya; arkadaşla dedikodu yapmaya gideriz ve evet biz hiiç doymayız.Karnımız tok,ellerimiz alışveriş torbalarıyla dolu, kalbimiz sevgiyle dolu, iki lafımızdan biri dedikodu olmasına rağmen ahh ahh bizim gözümüz aç olduğundan;doyumsuzluğumuzu tatmin edemediğimiz için hep daha iyisini isteriz. Ve elimizdekiyle yetinme fikri bunaltıcı olduğundan sadece isteriz de isteriz.Daha iyisi için beklerken belki kocaman bir pırlantadan belki kasada ki sürpriz indirimden oluruz. Tabi bunları nereden bilebiliriz ki? Sonuna kadar gitmek varken biz yolun başında sıkılıp daha iyisini beklemek için en rahat koltuğa yerleşir; karşımıza herşeyin daha iyisinin çıkmasını bekleriz;aslında var olanı daha iyi duruma getirebilmek varken...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder